USTAN GÖÑÜLE yayınlandı

Türk söylencelerinde géçen kahramanlarıñ (Erlikhan, Umay, Körmüz...) yér aldığı, düşsel bir sévgi romanı.

Göñül, sürekli yanlışlar yapmakta, Us ise bu yanlışları engelleme çabasında karşısına çıkmaktadır. İki ayrı kişiliği ile Göñül, günümüz çağında kara sévda yaşarken, kimileyin de eski çağlarda Erlikhan, Umay, Bayülgen ile birlikte bir savaşın içindedir.



Orkun yazıtlarından soñra yazılmış eñ duru Türkçe özelliği ile öne çıkmaktadır. İçeriğindeki Türkçe sözcük oranı %99,997 gibi yüksek bir orandır. Buna karşın anlaşılabilirlik oranı göz önünde bulundurulmuş, ilgi gösterilmiştir. Ayrıca kapalı e (é) ile geñizcil n (ñ) seslerini gösteren harfler ile yazılmıştır.

Satın almak için:
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=654615&sa=140318990

http://www.idefix.com/kitap/ustan-gonule-gokbey-uluc/tanim.asp?sid=BGFS6B0LBG0GL1XL7BI3

Yéñi /o/ damgası

Damga türetilmesi konusunda duygusal davranılmasını, uzlaşıya gidilmemesini kınıyorum. Bu yöndeki keskin diretmeyi de añlamıyorum. Damgalarımızıñ türetilme süreci[1] bu denli açıkken, bu karşı çıkış da niye? /er/ damgasınıñ türetimi nice oldu? /aş/ damgası hangi biçimde elde édildi? Gereksinimleri çok kısa, çok da uygulanabilir yolla yaptı atalarımız. İşte! Bu yüzden ben de atalarımıñ yaptığı gibi yapıyor, çizgi, çentik ekleyerek gereksinimi karşılıyorum.


2008'den bu yana (~5 yıldır) savunduğum /o/ damgasınıñ[2] türetiminde küçük bir değişiklik oldu. Önceleri /u/ damgasınıñ karşısına, tam yansımasını ekleyerek çözüm üretmişken, şimdi yalñızca bir çizgi eklemeniñ yéterli olduğunu düşünüyorum. İşiñ açığı, bu yéñi biçimi daha özgün oldu. Önceki ne denli çözümü sağla da, Latin damgalarındaki /o/'ya beñzediği için, içimde biraz burukluk vardı. Bu yéñisi daha özgün olmakla birlikte, /u/ damgasınaysa daha çok beñzemekte, geldiği kökü daha çok anımsatmaktadır.

 Yéñi olarak kullanmaya başladığım önerim, Yénisey Yazıtları'nda da bulunmakta ancak, orada /ab/ sesini karşılamaktadır. Yuvarlak çizgileri olan /ab/ ise soñradan geliştirilmiş. Damga kökenleri[1] yazımda da yazdığım gibi, hep kök damgalar üzerinden yola çıkmış atalarımız. Ancak günümüzdeki bu eksiği, biz de böyle gidebiliriz. Nice, /eb/ damgasını Orkun'daki biçimiyle benimseyip, uçları /er/ damgasında olduğu gibi eklemeli olan Yénisey /eb/ damgasını, /ev/ olarak benimsiyorsak, ucuna çizgi eklenmiş /u/ damgasını da /ab/ azı /av/ déğil, /o/ olarak benimsemeliyiz.
/ö/ ünlüsünde düşüncem değişmedi. Değişeceğe de beñzemiyor. Çünkü i > ü > ö ses géñişlemelerini eñ iyi bu biçimde damgalaştırabiliyoruz.
Yéri gelmişken, bundan önceki /o/ damgası için usumdan géçen önerileri de ekleyeyim.

Artık yéñi /o/ damgası olarak, Yénisey'de kullanılan /ab/ damgasını kullanacağım. Soñ 5 yıldır kullandığım, kullanılmasını savunduğum keskin çizgileri olan dörtgen biçimli /o/ damgasından büsbütün caymış bulunmaktayım.


dipçe:                          
[1] http://turkcesivarken.com/turk-damgalarinin-kokeni
[2] http://turkcesivarken.com/yazismalik/index.php?topic=747.msg3641#msg3641

Irk Bitig Çubukları

Çubuk sayısı önemlidir. 1 tane mi, yoksa 3 tane mi olduğu düşündürücüdür. 1 tane ise, bir çubuğun 3 kéz atılması, 3 elde çıkan sayıların da olcay sayıları olarak taplanması (kabul édilmesi) beklenir. 3 çubuk varsa, 3'ü de birden havaya atılır ve yére düşen yüzlerindeki sayılar olcay sayıları olarak alınır.

3 çubuk olmasınıñ sorunu bulunmaktadır. Havaya atılan çubuklar yére düştüklerinde çok dağınık olacaklardır, bunlar hangi sıraya göre okunacak? Yazı düzenimiz sağdan sola olduğu için, çubukların da yönü böyle alınmalı diye düşünüyoruz.

Büyük olasılıkla tek çubuk vardı. Ancak 3 çubuk olamayacağı konusunda kesin söz de söyleyememekteyiz.

Biz, 3 çubuk olabileceği üzerinde durduk ve bu 3 çubuğu kendimizce tasarladık. Géçmişte ne kullanıldığı konusunda kesin bilgimiz yok. Taş da kullanılmış olabilir, odun da. Kim bilir, belki de bir kemik. 4 ayrı sayı gelmesi istendiği için, 4 yüzü olan bir nesne kullanılması gerektiğinden, günümüzdeki zarlar gibi 6 yüzü olan éşkenar dörtgen déğil de, 4 yüzü olan dikdörtgen yapılı bir nesne olduğu öngörülmektedir.

Çubukları tasarlarken, pazara gidip boş kasa bile aradık. Daha doğrusu, yalñızca Fatih Emiroğlu aradı. Kasayı eve getirdikten soñra da birlikte çalıştık. Kestik, törpüledik. Damgalama işini ise, büsbütün ben üstlendim. Küçük bir kama (çivi) bulup, pense ile ocakta ısıttıktan soñra çubuklara bastırdım. Damgalama sırasında çubuktan duman çıkması çok hoşuma gitti. Üstelik bu işi 21 Mart gibi, Ergenekon'a, demir dövme gününe denk gelmesi çok hoş olmuştu. Atalarımız demir eritirken, ben çubuk damgalıyordum. Bence, işimi küçümsemeyin. :)





Türk Damgalarınıñ Çağdaş Kullanımı

Arasıra géñelağ ortamında denk geliyor, çok séviniyorum. İlk yaptığım da, oracıkta bilgisayarıma yüklemek oluyor. Başka bir sözle, derleme yapıyorum. Ulaşabildiklerimden olur da istiyorum ancak, ulaşamadıklarım da, beni bağışlasın.

Beñzeri olarak, şu başlıkları da inceleyebilirsiniz:
Günümüzde Türk Âbecesiniñ Kullanımı
Yurtdışında Türk abecesi (Orkun - Göktürk alfabesi) kullanımı
Günümüzde Türk abecesinin kullanımı (derleme)
Göktürkçe Dövmeler






FIRÇA yazıtipi

4 yıl önce, can sıkıntısından dolayı oturup yazıtipi tasarlamaya başlamış, bir kéz çizdiğimi, ikinci kéz düzeltmeye bile erinerek işi bitirmiş, ad vermeye gelince de, çok özenmeden, açıkcası bir türlü doğru düzgün bir sözcük usuma gelmediği için, "Fırça" déyip géçiştirivérmiştim.

Aradan yıllar géçti. Bugün için eñ sık kullanılan, tasarımlarda eñ çok yéğlenen yazıtipi olarak, "Fırça"yı çok sık görüyorum. İçten içe sévinmiyor, déğilim. :) Adam bir hoş oluyor, içi gıdıklanıyor... Neyse, abartmayayım. Gözüme ilişince, çizimlerdeki eğri büğrü neñler canımı sıkıyor. Keşke, özenli davransaymışım.


Buradan indirebilirsiniz:
http://www.fontspace.com/gokturkce/f%C4%B1rca

Buraya tıklayarak da, öbür yazıtipi çalışmalarımıza ulaşabilirsiniz:
http://kokturukce.blogspot.com/p/gokturkce-yaztipleri.html

Özleştirme, Türk Dillerini Bölüyor mu?

Yad kökenli sözcükleriñ yérine anadilimizden karşılıklar buluyor, diriltiyor, türetiyoruz diye, kimileyin işitilmedik söz bırakmayanlar oluyor.

"Efendim; biz özleşiyoruz ancak, öbür Türk yurtları ile aramızda uçurum oluşuyor, birbirimizden ayrılıyoruz. Dolayısıyla bu yaptığınız, dili geliştirmek déğil, baltalamak oluyor." 

Bunuñla yétinmeyip, satkın (hain) yapanlar da bulunmaktadır. Daha ileri gidip, dışgüçlerce beslendiğimizi, onlara çalıştığımızı, onlardan akça aldığımızı diyenler de oldu.

İster 3 yıl önce olsun, ister de 300 yıl önce olsun, yad söz yad sözdür. Kontak ne denli yadsa, merhaba da bir o denli yaddır. İkisine de bakış açımız birdir. Uygulamak istediğimiz éşittir.


Özleştirmeniñ bizi öbür Türk uluslarından ayırdığı, aramızı açtığı doğrudur. Buna karşı çıkmıyorum. Örneğin tümü kompüter/kompyuter dérken, biz kalkıp bilgisayar diyor, ortaklığı aradan kaldırıyoruz. Size, bu konuda biñlerce örnek sunabilecekken, eñ añlaşılır olanı ile yétineceğim.

Bu durumda ne olacak? Özleşmeyi kesecek miyiz?

Bunu yapmayacağız; özleşmeyi durdurmayacağız. Bizler, -burada Anadolu Türkleri adına yazıyorum- özleşmeyi sürdüreceğiz. Öbür Türk ulusları uyuşuk davranıyor, ellerini taşın altına sokmuyorlar diye, amacımızdan cayacak déğiliz. Onlarca yıldır, başka uluslarıñ egemenliğinde yaşadıkları için, adımızı kara çıkarmaları yétmezmiş gibi, bir de uyuşuk davranıp utançlarını silmemeleri için onlara kızmayacak déğiliz. Biz özleşiyorsak, onlar da özleşecek.

Arayı açan biz déğil, tembel tembel oturanlardır. Biz çalışıyoruz, dilimiziñ gelişmesi için uğraşıyoruz. Çağı yakalamak adına çabalıyoruz. Oturan, yatan kardeşlerimize kızarız kuşkusuz. Eski Oğuzlarda, savaşa katılmayanlara, at üstünde ok atamayanlara, yatuk dérlerdi. Bugün için biz de, yatuklar yüzünden obadan dışarı çıkmamazlık étmeyeceğiz.


Konuyla ilgili başka yazılar:

http://kokturukce.blogspot.com/2010/05/ortak-turk-dili-icin-neler-yaplabilir.html
http://kokturukce.blogspot.com/2011/12/ozlestirme-yabanclastryor-mu.html
http://kokturukce.blogspot.com/2011/03/azerbaycanda-ozlesmeye-baks-acs.html

III. Göktürkçe Kursu da Bitti

2011 yılından bu yana Türk damgalarınıñ öğrenilmesi adına çalışmalarda bulunuyor; kurs açıyor, toplu öğrenimlerin olmasını sağlıyorum. İlk kursumu (bundan böyle öğrenek diyeceğim) 2011 yılında Iğdır'da çocuklara géçmiştim.[1] Buradaki deneyimlerimi bir günlüğe yazmış, hangi damganıñ daha öncelikli öğretilmesi gerektiğini, hangisiniñ öğrenme güçlüğünüñ ne düzeyde olduğunu birbir belirlemiş, öğretim süreci için bir yordam çıkarmıştım. 2012 yılınıñ soñlarına doğru da daha ileri çalışmalara atılmak istemiş, soñucu olarak da Türkem Dersanesiyle anlaşmış, Göktürkçe üzerine öğrenek açılmasını sağlamıştım. Böylece Azerbaycan Bakü'de ilk kéz Göktürkçe üzerine özel bir işletmede, üstelik ödenişsiz bir öğrenek açılmış bulundu.[2] Bu, Bakü'deki I. öğrenek, benim içinse II. öğrenek olarak géçmişimizdeki yérini aldı.

Ocak 2013'de bir sınav yaparak, II. öğrenek katılımcılarını mezun étmiş ulayı böylece somut bir iş görebileceğimizi Azerbaycan'daki soydaşlarımıza kanıtlamış bulununca, III. öğreneğimize ilgi daha çok oldu. Bakü'deki ilk öğreneğimize 90 kadar kişiniñ başvurup bilgi almasına karşın, II. öğreneğimize 180 kadar kişi başvurdu. Bunlardan 40 kadarı kayıt yaptırıp 27'si öğrenek soñuna değin katılımlarını eksik étmediler.


Bakü'deki II. Göktürkçe öğreneğini bitiren öğrencilerden bir öbek.

Bakü'deki I. öğreneği bitirenler arasından istekli bir öbek, derinlemesine öğrenmek istediklerini söyleyince, onlarla yéñi bir öğrenme öbeği oluşturdum. Bugün için çalışmalarını sürdürüyorlar. Irk Bitig'i baştan ayağa okuyup, Azerbaycan Türkçesine çévirme çalışmasını sorunsuz bir biçimde ilerletiyorlar. %30'luk bir bölümünü bitirdiklerini söyleyebilirim.

Bakü'deki II. öğrenek öğrencileriyle de yéñi bir çalışmaya giriştim. Bu çalışmam, bütün bir öğreneği, baştan soñuna değin görüntüleyip, géñelağ üzerinden yayınlamaktı. Başardım. Tüm öğrenek olmasa da, 5 öğreneğimizi çekebildik. Bu 5 öğreneği izleyerek Irk Bitig üzerinde çalışabilecek, onu okuyup añlayabilecek düzeye çıkabilirsiniz.[3] Kolay olmadı. Kamera niteliksiz de olsa, ortam koşulları çok iç açıcı olmasa da, ortaya bir ürün çıkarabildiğim için mutluyum.

II. Göktürkçe öğreneğiniñ sınav béti (kâğıdı).

Üçüncü ayın 7'si 2013'de yaptığım bitirme sınavı ile, Bakü'deki II. öğreneğimi de bitirmiş bulundum. Sınavıñ 1. sorusu Irk Bitig'deki bir ırkın okunmasını istiyordu. Öğrenciler, aldıkları 3 yédigünlük öğrenimle bile bunu kolayca okuyup géçtiler.

Öğrenek çalışmalarımız sürecek. İlkyaz bayramından (nevruz) soñra, benim için IV, Bakü'deyse III. olacak öğreneğimizi başlatacağım. Büyük olasılık 25.03.2013 olacak. Yine de gelişmeleri bildireceğim.


Dipçe:                     
[1] http://kokturukce.blogspot.com/2011/07/cocuklara-gokturkce-ogretme-deneyimi.html
[2] http://kokturukce.blogspot.com/2013/02/bakude-gokturkce-kursu.html
[3] http://www.youtube.com/watch?v=ER5ZpxKIeyc

Görüntülü Göktürkçe Dersleri - 5

Görüntülü Göktürkçe dersleri çalışmamıñ soñ ürünü olan 5. bölümü de yayınlayarak bitirmiş bulunmanıñ onurunu yaşıyorum.


Görüntülü Göktürkçe Dersleri - 4

Uzun bir aradan soñra bugün çekim yapabilme olanağı bulabildim. Öğreneğimiz sürüyordu da, kamera bulma durumunda biraz sıkıntı oldu. Ortam çok iyi olmasa da, aygıtımız pek de nitelikli çekmese de, ortaya bir neñler çıkmasından dolayı mutluyum.