Göktürkçe Öğreniyorum'uñ 3. baskısı çıktı

Göktürkçe Öğreniyorum'uñ 3. baskısı yayından çıktı. Yoğun ilgiden dolayı duyduğum mutluluğu bildirmek isterim.

Aşağıdaki bağlantıdan édinebilirsiniz:
http://www.turkkepit.com/yurtici/urun/turk-dili/gokturkce-ogreniyorum/



Hatay'da Göktürkçe Kursu

İlk kez Iğdır'da düzenlediğim, daha sonra da 5 kez Bakü'de verdiğim Göktürkçe kurslarını Hatay'da da sürdürdüm. Şimdiye değin ülkülerden (ideolojilerden) bağımsız idi, şimdiyse ilk kez bir ülkü kurumunun düzenlemesi ile gerçekleştirdik. Bu bakımdan Hatay Ülkü Ocakları bir ilk oldu.

Öğreneğimiz (kursumuz) üzerine izlenimlerimi, hem de Hatay'a olan yolcuğulumda başımdan geçenleri de yazacağım. Böylesi güzel günleri yazıya geçirmesen suç işlemiş sayılırım.

Hatay`daki Göktürkçe dersinden bir görüntü.
8 Ağustos - Bakü
Bakü'deki uçağımız yaklaşık 2 saatlik bir gecikme ile kalkınca, Nahçıvan'daki otobüsü de kaçırmış oldum dolayısıyla. Bu yüzden Iğdır'a geçmek için başka yolları denemeye kalkım. Derken yolda bir Macır ile tanıştım; şimdiye değin iki Macır tanıdığım vardı, ikisi da çok nitelikli kişilerdi, sandım bu da öyle. Bu arkadaşın yüzünden geceyi bir parkta geçirmek durumunda kaldık. Onun gibi umursamaz olmayı isterdim; çimenlere uzanmış öylece horlayabiliyor olmayı.

Yeri gelmişken değineyim. İşin özü Iğdır'da epey Macır var; sarışın gök gözlü... Gerçi onların çoğusu Rus, demeli sürgüne gönderilmis Malakanlar. Sorsan; ben Türküm, Azeriyim derler. Eriyip gitmişler artık. Macırlar yeni geldiklerinden, bir iki kuşak da olsa kendilerini biliyorlar.

10 Ağustos - Iğdır
Bugün doğum günüm; 26 yaşıma girdim. Ancak büyük ızdırap, keder ve benzeri kötü duygularla girdim. Çünkü ben, çift sayıları sevmiyorum. Şimdi bütün yıl boyunca 26 diyeceğim, aman Tanrım! Ancak gün içinde ilginç olaylar da yaşadım, günüm biraz eğlenceli oldu.

Eğlenceli olay şu; Iğdır'da kamp yapmış yaklaşık 10 İtalyan plakalı karavana denk geldim. Petrol dükkanının önündeydiler gerçi. Neyse efendim, satıcı ile sorun yaşıyorlardı. Uno lira dedim, gülümsedi, grazie dedi. Ben de o sıra sağ elimi sinemin üzerine vurup eyvallah ile karşılık verdim. Ardınca öbür karavandakiler de geldi, yardımcı oldum. O sıra güleç biri "........ Kars" deyince "ayy nooov, davay go tu Kars, yörüyün gedirik" dedim. Beni öndeki karavana aldılar, Kars'a götürdüm. Emekli teyze, amcalarla takılmak eğlenceli geldi, Tarzanca anlaşsak da... Bizim yaşlıların ölüm ma kıyamet sohbetlerinden bin kat iyi.

Ayrıca değinmek istediğim konuysa; Türkiye'deki arkadaşlarımın ad günün, Azerbaycan'daki arkadaşlarımın ise doğum günün diye yaptığı kutlama sözcükleridir. Değiştokuş yapılması, iyi bir etkileşim olduğunu da göstermektedir.

12 Ağustos - Diyarbakır
Kürtlerin böylesi yoğun olduğu bir ile ilk kez geldiğim için ufak da olsa bir ilginçlik duydum. Gelişmiş bir il yapılanması var, yeni dikintiler, yeni yerleşim birimleri... Ancak tarım topraklarının üzerine yapılanmış olmaları kötü... Ekim, biçim konusunu çok boşvermişler.

Otogardan ayrılırken de başka bir ilginç duruma denk geldim. Bizim aracımıza 13 genç bindi; saçları çeri (asker) tıraşı olmuş, 20'li yaşlarında gençler... Hepsi de buşkulu (heyecanlı) idiler. Urukları (aileleri) de aşağıda alkışlıyor, ıslık çalıyor, ellerini ağızlarına vurarak sesler çıkarıyorlardı. En büyük asker bizim asker sözleri ile çocuklarını havaya atışlarını da söyleyeyim. Çeriliğe gittiği için, Türk ordusuna katıldığı için sevinen Kürt gençleri ma onların urukları.

Beni şaşırtan bir başka olay ise, Iğdır'dan Hatay'a doğrudan bir otobüs bulunması oldu. Yolculuğumu Has Diyarbakır işletmesi ile yaptım. Sunumları çok iyi, nerdeyse 2 saatte bir (her il geçtiğimizde) içecek verdiler. Hatta akşam üzeri dondurma bile dağıttılar. Yine de, hareket halinde iken sürücülerin yer değiştirmesi sıradan bir olaymış gibi karşılandı. 

13-19 Ağustos - Hatay
Antakya öğretmenevine yerleşip biraz olsun dinlendim. Uzun bir yolculuk sonrası su altına girip de, uzanmak gibisi yok. 

Ülkü ocağına gidip başkan Naci Akkaya ile uzunca bir aytıştık (sohbet ettik). Akşama doğru ise ülkü ocağının ortaokul çocuklarına düzenlediği kamp uygulamasının kapanış törenine katıldık. Törene MHP Hatay milletvekili Şefik Çirkin de katıldı.


Ertesi gün ilk dersimize başladık. Kardeşim Cafer de İstanbul'dan geldi. Böylece ders görüntülerimizi çekip kurgulamalarıyla uğraştı.


İlgiden dolayı çok mutlu olduğumu belirteyim. Ders süremizi 1 saat olarak düzenlemiştik ancak, öylesi bilgiye aç gözlerle bakan öğrenciler vardı ki, dersi bölmeye bir türlü kıyamadım. Bu yüzden derslerim çok hızlı geçti de, kimi öğrenciler ikinci günün sonunda adlarını yazmaya başladılar.



Ders saatlarimiz akşam üzeri olduğundan, gündüzleri şehri geziyor, yöresel yemeklerin tadına bakıyordum. Sağ olsunlar, ülkü ocağındaki arkadaşlar beni yalnız koymadılar. Künefesi ünlüdür, bir de burda ye deseler de, İstanbul'da yediklerimden pek bir ayrım bulamadım. Kağıt kebabı, kendilerine özgü dürüm köfteleri, dönerleri... Bunları çok beğensem de, en çok övgüyü haytalı adlı tatlılarına dizerim. Özel kaşığını bile tasarlamışlar. Yeniden Hatay'a gider olur da, haytalı yemeden dönersem kendimi bağışlamam.
Haytalı
Diyarbakır Lice'de PKK'lı anıtı dikilmesine karşın (bu yazıyı yazdığım sıra TSK anıtı çoktan yıkmıştı), ocağın düzenlediği eyleme katıldıktan sonra, akşam son dersimize geçtik. Katılımcı arkadaşlara bitirme sınavı yaptıktan sonra, geçer not alanlara bitirme belgelerini verdik.





Hatay'dan çok güzel duygular, çok olumlu izlenimlerle ayrıldım. Cafer'in de dediği gibi, burası sanki İstanbul'un bir ilçesi. Çok tanıdık, çok içten bir yerleşim birimi. Kendimi hiç yabancı bilmedim. Sanarsın 40 yıllık Hataylıyım. 
Cafer ile birlikte konakladığımız öğretmenevinin önünde.
20 Ağustos - Iğdır
Bugün kendimi hz. Yusuf gibi bildim. Şöyle oldu; köy arabasına bindiğimizde, ne hikmetse nerdeyse tümü kadın yolculardı. Boş yere geçtikten sonra yaşlı bir kadın ne yaraşıxlı oğlandı dedi, sonra yanındaki heye vallah diye sürdürdü. Derken orta yaşlı bir Kürt teyze, yanımdaki kız arkadaşıma dönüp bu senin eşindir diye sordu, o da dalgasına evet dedi. Kadın sen yalan söylersin, oğlan gözel, seni niye alsın dediğinde gülümsedim, sonra bizimki ile güzellik konusunda tartıştılar. Bir iki maşallah ile olay bitti. Yokluktan olsa gerek tüm bunlar.

21 Ağustos - Nahçıvan
Nahçıvan uçağındaki 23 çocuktan söz etmeyeceğim; yoo, yoo... Nahçıvanlıların nüfusu artırarak yeryüyüzünü ele geçirme politikalarını artık biliyorum. Hem alıştım da, umursamıyorum. Benim sözünü etmek istediğim, yanımda oturan 33 yaşındaki genç Nahçıvanlının, Iğdır harasıdı ki diye bana sorduğu sorudur. Kendimi, yeşil kartını yitirdiği için kolundaki bileziklerden birini bozdurmak durumunda kalan bir abla gibi şaşkın biliyorum.

22 Ağustos - Bakü
Gece geldiğim Bakü'de, 4 saatlik uykunun ardından kalkıp sınav notlarıma son kez göz attım. Günün ilk sınavı bizeydi, yetişdim de. Hem güzel bir sonuç aldım.

Tanrı'ya kutkıvanç olsun, 2 yedigüne (haftaya) sığdırdığımız bu çalışmalarımızda bir eksiklik olmadı. Tüm işlerimiz yolunda gitti, tüm planlarımız aksamadan gerçekleşti. Hem Hatay'ın güzel kişilerini, hem de Akdeniz'i tanımış, görmüş oldum.

GÖKTÜRKÇE ÖĞRENİYORUM'uñ 2. baskısı çıktı

Birincisi baskısını Şubat 2014 yayımladığımız Göktürkçe Öğreniyorum bétiği, beni şaşırtmadı; yoğun ilgisini gördü. İki ay içerisinde ilk baskısını tüketti. Hem Azerbaycan, hem de Türkiye'de birçok okuyucu ile buluştu.

Yok satmasın diye de, daha baskınıñ yarısı bitmişken biz de ikinci baskı için çalışmalara başladık. Çok da güzel denk geldi; birinci baskınıñ bitmesinden 1 gün soñra, ikinci baskı da basımevinden çıktı. Uğurlu olsun.


Türkçesi Varken Topluluğu tanıtımı

3 yıl soñra bu senaryoyu görebildiğim için çok mutluyum. O dönemler olanağımız yoktu, düşlemekle kalmış, öylece yazıp bırakmıştım bir kuytuda. Soñrasında unu da, şekeri de bulunca biz de helvamızı pişirdik.

Çalışmalara katkıda bulunan bütün arkadaşlarımı kutlarım. Emeklerinden dolayı özellikle de kardeşim Cafer'e ve bir o denli çaba gösteren Türkan'a buradan varolsunlar diyorum.

GÖKTÜRKÇE ÖĞRENİYORUM yayınlandı!

Herkes için Göktürkçe Dersleri: GÖKTÜRKÇE ÖĞRENİYORUM adlı çalışmam, bugün Bakü'de basımdan çıktı. Türkçesi Varken Topluluğu Yayınları'nıñ 3. bétiği kutlu olsun.


Sipariş vérmek isteyenler isteyenler 0539 923 5499 ile iletişime geçebilecekleri gibi, ulucname@gmail.com'a da yazabilirler.

ÖNSÖZ

Şimdiye değin Türk yazılarınıñ özel öğretimi yapılmadığı için, öğretilmeye nereden başlanacağı, nasıl olacağı yönünde bilgiler bulunmamaktadır. Bilimteylerde1 üstünkörü öğredilse de, özel olarak nice olacağı konusunda elimizde kaynak bulunmadığı için bu çalışmaya odaklandım. Burada yazdıklarım, kişisel deneyimlerimiñ soñucudur. Elde éttiğim vérileri kamuya sunuyorum.

Deneyimlerime Iğdır'da başladım, Bakü'de sürdürdüm. Iğdır'daki deneyimlerimi tutanak olarak yazdım, Bakü'de de aşamalı olarak uyguladım. Böylece 6 aşamalı öğrenme yordamı geliştirdim. İlk iki aşamada damgaları, üçüncü aşamada yazım kurallarını, dördüncü aşamada sayıları, béşinci aşamada günümüz dilinden örnekleri, altıncı aşamada da el yazmalarına géçtim. Böylece 2 yédigünlük2 bir çalışma süresi bize yéterli oldu. 6 derse işi çözenler, aynı gün öğrenenler, 2 saat için bitirenler de bulunmaktadır. 

Bu bétikte okuyacaklarınız, yalñızca eski dili öğretmeyecek, günümüzde de nice yazabileceğinizi, kullanabileceğinizi gösterecektir. Bu bağlamda hem bilimtey öğrencilerine yararlı olacak, hem de özel ilgi gösteren kişilere yol gösterecektir.

Çektiğim görüntüleri3 izleyip de, okuldaki Göktürkçe dersinden 90 üzeri notlar aldığı için teşekkür éden yüzlerce öğrenci oldu.

Artık kolayca yazabildiğini, eski yazmaları okuyabildiğini, günümüz dilini damgalarla işleyebildiğini bildiren binlerce kişi var. Kimisi özel notlarını, kimi günlüğünü, kimisi de anılarını damgalarla yazıyor.

Ulaşabildiğim kişilerle yüzyüze dersler géçtim. Öğrenekler açtım. Ulaşamadıklarıma da géñelağ üzerinden, çektiğimiz görüntülerle el uzattım. Şimdi de bu çalışmalarımı burada toplayıp elle tutulur bir ürüne dönüştürdüm.

Türk ulusunuñ dili hep var olsun diye, kendi sözünü kendi damgalarıyla yazsın diye, ben de bu bétiği yazdım.

Gökbey Uluç
Bakü – 2014













V. Bakü Göktürkçe Öğreneği

İkinci ayıñ 17'si yéñi derslerimiz başlayacak. Güzel de tanıtım tasarlayıp çavlıklara (gazetelere) neyin vérdim. Uğurlu olsun.


IV. Bakü Göktürkçe Öğreneği Türküstan'da

Daha önce yazdığım üzre, Bakü'de 4. öğreneğimizi bitirmiştik. Bu güzel gelişmeyi de bu yédigün çıkan Türküstan çavlığında (gazetesinde) géçmişler, sağolsunlar.


Bakıda daha bir Göytürk damğalarını öyrədən kurs başa çatdı. Belə ki, Türkiyənin Iğdır şəhərindən gələn Göybəy Uluç müəllim və Dilbər Vətənqızı tərəfindən təşkil olunmuş Göytürk damğalarını öyrədən kursa maraq yenə də böyük oldu. Ata –babalarımızın bizlərə miras qoyduğu bu əlifbada oxuyub yazmağı öyrənmək istəyən neçə -neçə gənclərimizin sayəsində olduqca maraqlı keçən kurs Bakıda dördüncü dəfə idi ki, keçirilir. Çox yox , sadəcə 6 dərsə gənclər damğaları yazıb oxumağı öyrəndilər və imtahan verərək daha bir şərəfli bacarığa yiyələnmiş oldular. Çoxsaylı xahişləri nəzərə alan Göybəy müəllim belə bir kursu ilk dəfə Iğdırda keçirmiş daha sonra Bakıda bu kursu davam etdirmişdir. Xatırladaq ki, bu tip kursa Türkiyədə də maraq getdikcə artmaqdadır. Önümüzdəki aylarda bu cür kursları Türkiyənin müxtəlif şəhərlərində keçirəcəyini də ümid edirik . Bu dəfəki kursun yeniliyi ondan ibarət oldu ki, daha öncəki Göytürkcə kursuna qatılan və kursu bitirən Dilbər Vətənqızının da bu kursda müəllim kimi çıxış etməsidir. Bu həftə kursu yüksək uğurla bitirən tələbələrə sertifikatlar təqdim edildi və üstəlik daha öncə bizim tərəfimizdən nəşr olunan Irk Bitig kitabını da sertifikat alan tələbələrə hədiyyə edildi.

Türkəm Dərsanəsində keçirilən dərslərə iştirak etmək və daha ətraflı məlumat almaq üçün kursla əlaqə saxlaya bilərsiniz.
Telefon: 0125983131 – Ünvan: Nizami küçəsi 123A (Rəşid Bəhbudov mahnı teatrının yanı)

Özleştirilen Sözcüğü İşitir İşitmez Añlamayı Umma Yanılgısı Üzerine


Bir diliñ konuşucusunuñ çok olması, onu çok da önemli kılmaz. Türkçe için eñ çok konuşulan 5. dil dénir. Ağızlar da işiñ içine katılarak böyle duygusal bir göstergeye ulaşılmıştır. Böyle saymayı sürdürürsek, belki de adını ilk kéz işittiğiñiz Bengalce'niñ 8. sırada olduğunu görürüz. Bangladeş'iñ kamusal dili. Önemli mi? Bu bağlamda, bizim karşıdaşlarımız bilim yapılabilen diller olmalıdır. Özleştirme tabanlı dil gelişimine arka çıkmalı, nitelikli bir dil yaratma sürecine katkı sağlamalıyız.

Özleştirme diyoruz ancak çoğu kéz de yanlış añlaşılıyoruz. Özleştirme akımındaki eñ büyük yanlış algılama, öne sürülen yéñi sözcüğün işitilir işitilmez añlaşılacak olmasıdır. Bu yanlış algı, yéñi sözcük türetmek isteyenleri belli bir sözcük öbeğiniñ çévresinde dolandırırken, konuşucuları da bilinen sözcüklerin dışına açılmamaya salık vérmektedir. Türkçe kökenli olması, onu ilk işittiğinizde añlayacaksınız añlamına gelmez.

Öy sözcüğü Türkçe kökenli olup, zaman añlamına gelir. “Günde üç öyün yémek yénir” tümcesinde işlettiğimiz öyün sözcüğü de bu kökten gelir. Ancak çoğunluklu bu yanlış yazılır; öğün. Öğünmek ise apayrı başka bir sözcüğümüzdür. Bu yanlış üzerinde durmayacağım. Kişileriñ karşısına öy sözcüğü ile çıktığımızda, bizi yadırgıyorlar. Zaman añlaşılır da, öy añlaşılmaz déniyor.

Ne édeceğiz peki? Karşımızda böyle bir soru duruyor? Dilimizi özleştireceğiz de, bunu günlük konuşma dilimizde, tüm toplumca bilinen sözcükler üzerinden mi édeceğiz?

Kişioğlunda böyle bir algılama bulunmakta; yad sözcük yérine önerilen sözcüğü işitir işitmez kavrayacağını, añlayacağını, belleyeceğini sanmakta. İşiñ kötü yanı, yéñi sözcük türetmek isteyenlerin de büyük bir çoğunluğu bu yanılgıyı yaşamakta. Soñuçta ortaya, kısır bir döngü çıkmakta. Bundan kendine pay çıkaranlar da karşı durup, dilimizi kısırlaştırıyorlar, varsıllığımızı yok édiyorlar... gibisinden sözlerle kendilerinde güç buluyorlar. 
 
Dilimiz soñdan eklemeli bir dil diye, bütün yéñi sözcükleri de bu yolla üreteceğimiz yanılgısından kurtulmalıyız. Göz, gözlük, gözlükçü, gözlükçülük... Göz ile ilgili tüm kavramları göz kökü üzerine indirgememeliyiz. Konuşmak, danışmak gibi sözcüklere ek olarak aytmak sözünü de işlekleştirmeliyiz. Bu gibi biñlerce örneğimiz bulunmakta.

Bizim amacımız, bilgi çağını karşılayabilecek bir dil yaratmaktır. Bizim amacımız, bilgi çağından soñra gelecek olan çağa, dilimizi işlek bırakabilecek özgücü vérmektir. Bunuñ için de, Türkçe'niñ bütün söz varlığından yararlanmalı, olası kısır döngüleriñ önüne géçmeliyiz. Sözcük dağarcığı kısıtlı, çok az okuyan, kendini geliştirmeyen kişileriñ göñlü olsun diye de, bu amacımızdan géri kalmayacağız. Görkemli bir ulusuñ, olağanüstü bir dili olmalı.

Irk Bitig Ötüken Dergisi'nde

Türkçesi Varken Topluluğu Yayınlarınıñ 2. çalışması olan Irk Bitig, bu ay Ötüken Dergisi'nde (otukendergi.com) tanıtıldı.

Yakında 2. baskısı çıkacak Irk Bitig'i, şimdiden buşkuyla bekliyorum.