Yéñi Damgalar, Yéñi Yazı Düzeni

Eskiden ayrı olarak birkaç damga ile kural eklendiğinde, günümüzdeki değme yazı kolaylıkla yazılabilmekte, çağımıza ayak uydurulabilmektedir. Süreci izlediğimizde bir gelişmeniñ olduğunu, çıkan yéñi sesleri karşılamak için yéñi damgalar türetildiğini görüyoruz. Bu türetimlerde de kendilerini kasmadan, eski damgalardan birine ekleme yaparak sorunu gidermişler. Bugün için biz de yéñi eklemeler ile gelişimi sürdürmeli, özgünlüğümüzü korumalıyız.

Türetimi eski (kök) damgaya beñekler ekleyerek yapalım diyenler olsa da, buna karşıyım. Örñeğin biz, /ö/ sesi için /o/ damgasınıñ üzerine iki beñek koyduk.1 Dışarıdan bakıldığında ne denli yapay bir damga olarak göze çarpar! Özgünlük nerede? Hadi diyelim, lâtin damgası bizim déğildi, dışarıdan aldık diye géçiştirici çözüm ürettik. Oysa bunlar kendi öz çocuklarımız, bizim kurallarımız, birim yaratımız. Atalarımız Türkçe yazalım diye tözünü attı, torunları olarak bu dikintiye taşlarını koymayı sürdürmeli, ardını getirmeliyiz.

Damga türetiminde duygusal olunmaması, türetime gidilmesi, günümüzüñ gerektirdiği kurallarıñ eklenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda atalarımıñ izlediği yolu doğru bulup damga türetimine gidiyor, yéñi kurallar ekliyorum.

/ah/ damgasınıñ türetimi
Günümüzdeki /h/ sesi /k/ sesiniñ yumuşamışı olarak önümüzdedir; kagan > hagan > hakan, katun > hatun gibi. Bundan ötrü, /ah/ damgasınıñ türetimi için kökü olan /ak/ damgasından yola çıkıp, /ak/ damgasınıñ sağına bir ekleme yapıp /ah/ damgasını türettim. Bu yéñi damga harma2 adı vérilen dam ayağını, desteğini de andırmakla birlikte tırpana benzeyip harmanlama işini usa getirmektedir.

/o/ ile /ö/ damgalarınıñ türetimi
Yalnızca sözcüğüñ ilk sesleminde kullanılmalarından dolayı, işleklikleri daha az olan iki ünlü (/o/ ile /ö/) damgaları için de türetim gerekmektedir. İkisi sesi birden véren damgalarda yalınlaşmaya gidilerek tek ses indirgenmeleri, bu indirgemede de /u/ ile /ü/ seslerinin yéğlenmeleri doğru yargı olur. Yéñi damga türetimleri için de kök damgalara eklenme yapılması yéterlidir.

/ac/ damgasınıñ türetimi
Eklemeniñ yanısıra silmekte de yarar var; /ac/ damgasınıñ türetiminde kök olarak ele alacağımız /aç/ damgasınıñ kuyruğunu silmek, yéñi damgayı kök damgaya benzetmekle kalmayacak, özgünlük de katacaktır.

/av/ damgasınıñ türetimi
Günümüze b > v dönüşümü olduğunu daha önce belirtmiştim. Bu yüzden ab > av olarak günümüze gelen sözcüklerden biridir. Damga olarak kullanılan simgeniñ avcılığı simgeleyen kanca ile ilişkili olduğu gözüme çarpmaktadır. Dolayısıyla /ab/ damgasınıñ ucuna ekleme yapıp boğumu, boğumlamayı da belirterek, avcılıkla olan ilişkisini sürdürmek istedim.

/ev/ damgasınıñ türetimi
Eñ eskin yazıtlarda, yazmalarda kullanılan /eb/ damgası birebir çadırı, dolayısıyla evi andırmaktadır. Soñraki dönemlerde yalınlaştırmaya giden atalarımız eviñ çatılarını sökmüş, kullanımı öyle sürdürmüşlerdir. Bu yüzden elimizde bir sesi véren iki damga varken yéñi bir türetime gerek görmüyorum. Eskin biçimli olanı /ev/ yérine kullanırken, soñraki dönemlerde geliştirileni de /eb/ olarak kullanagidelim.

/ef/ damgasınıñ türetimi
Kök damga olarak séçim yapmaktansa, özgün bir türetim olarak fışkırmak éylemini betimleyen yéñi bir damga öneriyorum; /ef/. Kök damga yéğlemememiñ nedeni, kök damga olarak séçeceklerimiziñ biçimleriniñ onsuz da karışık oluşundan dolayıdır. /eb/ ile /ab/ damgalarından yola çıkarak /ev/ ile /av/ damgalarını karşıladık; bunlarla da yola çıkarak /f/ sesiniñ karşılanması gerekiyordu ki, alacağı biçimleri özgün bulmadığım gibi kullanışsız da geldiklerinden yéğlemedim.


Yéñi eklenenlerden yalnızca /v/ için kalın-ince ayrımına gittim, öbürlerinde gerek yok. Şimdiye dek yazım sorunu olarak tanımlayabildiğim bir karışıklık olmadı. Bu yüzden /v/ sesi dışında kalınlı inceli damga türetimine gidilmesini şimdilik yéğlemiyorum. Bunuñla birlikte, /ğ/ sesi için de ayrıca bir damgaya gerenme durumu yoktur. Sözcük başında kullanamadığımız için sözcük içinde /ag/, /eg/ damgalarıyla işlenebilir. Ayrıca belirtmek istiyorum ki, dilimizde işletmediğimiz, yalnızca yad kökenli sözcüklerde olan /j/ sesini simgeleyen damgaya da yér ayırmayı doğru bulmuyorum. Yad sözcükleriñ yazımı için /c/ damgasıyla iş görülebilir; jandarma > candarma örñeğindeki gibi.


Yéñi Düzende:
  • Sözcükler arası boşluk konur.
  • Beñekleme imleri olarak uluslararası ölçün kullanılır.
  • Sözlem soñlarında duygu beñizlerine yér vérilebilir; :) :/ :(
  • Sözcük başında art arda iki ünsüz damga geldiğinde ilk damganıñ adı ile okunmaya başlanır.
  • Birinci seslemde ünsüzden soñra ünlü varsa ünsüzle okunmaya başlanır.
  • Damga tek başına kök sözcük olarak kullanılacaksa, kendinden soñra gelen ekiñ karışıklık doğurmaması için kesme imi kullanılır: ev'i, ad'ı
  • Kök sözcükler olduğu gibi yazılır, aldığı değme ek kısaltma yapılmaksızın yazılır.
  • /ok/, /ök/, /ık/ damgaları sözcük soñuñda ulayı uzun ünlüleri göstermek için kullanılır.
  • Yad kökenli özel adlar okunduğu gibi yazılır. Eksik sesler yakınlarıyla karşılanır.
  • Uzun ünlüler damgalarla gösterilir.

dipçe:                             
1Şimdiye dek Türk damgalarında beñekten yararlanılmadığı düşünülse de, Turfan yazmalarında bir gedik olarak /ş/ sesini karşılamak için /s/ damgasınıñ üzerine beñek eklendiğini görüyoruz.
2Harma: Eski yapılarda kırılmak üzere olan çatı ağaçlarınıñ altına vurulacak direğe başlık olarak konulan parça, destek – Iğdır (TDK Türkiye Türkçesi Ağızlar Sözlüğü)

8 yorum:

A. Öktem dedi ki...

Uğurola,
Çağdaş kullanım için kalın ve ince sessiz damgaların ayrı ayrı kullanılması yerine; 'bugün latin abecesinde kullandığımız gibi bunu sesli damglar yardımı ile düzenlemiş olsak okuma ve yazma işlemini oldukça hızlandırmış oluruz' diye düşünüyorum. Bu biçimde sessiz damga sayısını azaltabilir sesli damga sayısını artırabiliriz. Ben ortaokul yıllarında eğlence amacıyla; latin abecesindeki karakterlere, göktürk damgalarından karşılıklar eşleştirip yeniden düzenlemiştim. Söz gelimi 4 sesli damgaya(aıou) bir inceltme imi ekleyerek (eiöü) 4 yeni sesli damga kullanıyordum. 'j' yi kullanmayıp 'c' damgasıyla karşılıyor ve 'Ğ' yerine kendisinden önce gelen sesli damgayı çift kullanarak uzun bir sesli şeklinde (söz gelimi yağmur yerine yaamur gibi)kullanıyordum. Bu biçimi ile 27 damgalı bir abece; hatta 'ş,ç' için 's,c' ye ayrı bir im ekleyerek bunu 25 dahi çekerek oluşturulabilir. Bu biçimiyle eski kulanım yerine çağdaş ve azaltılmış damgalarla çok daha hızlı okuyup yazmak mümkün olabilir. Tabi bu asıl olan göktürk abecesinin günümüz türkcesini karşılamasına kolaylık sağlaması açısından düşünülmüş bir şey.

Adsız dedi ki...

Bence köktürkçe tamgalara sonradan bulunmuş damgalar eklemeye gerek yok. Orhun, Talas, Yenisey de bir tamganın birçok şekli var. Var olmayan tamgaları oralarda aramalayız, söz gelimi v,ğ,h gibi örneğin talas yazıtlarında bir k tamgası var, aynı bugün kullandığımız h gibi. H harfini türeteceğimize talastaki k yı kullanmamız, hem gerçeğine zarar vermemek hem de atalarımıza saygı göstermektir diye düşünüyorum. Türkbilgi.

Atakan Uludağ dedi ki...

Günümüze uyarlanması çok güzel olmuş...Böylece günlük hayatımızda daha rahat kullanabiliriz.

mustafa dedi ki...

gerçeğini çok fazla değiştirmeden kullanmak en iyisi yalnız h sesi ele daha yatkın olabilir örneğin ök sesinin tam tersi

Mustafa dedi ki...

Bence mantikli bir calisma. Bir Abecenin kolay ve matikli olmasi sart. Ne kadar kolay ve mantikli olursa o kadar cabur ögrenilir ve yayilir. Cok kompleksli olursa, yada bir cümle olustururken uzun süre düsünülürse o kadar da Abeceye olan ilgi azalir. Ayrica bütün Türk Halklarinda olan harflerin Göktürk Abecisine eklenmesinde fayda olacagini düsünüyorum. Böylece Bütün Türk Halklarinin ortak (yalniz) bir Abecesi olur ve hepsi birbirleri ile zorluk cekmeden Göktürk Abecesi ile anlasabilirler. Böylece Kelime Hazinemiz dahada büyür ve bununla birlikte Göktürk- yani TÜRKün Abecesini kisa bir sürede daha yaygin bir sekile getirmis oluruz. Ayrica TURAN'nin gerceklesmesi ve daha güclü olabilmesi icin en önemli faktörlerden biri, TÜRK Halklarinin ortak bir Abecesinin olmasidir..

Calismalirinizin devamini dilerim..

Adsız dedi ki...

Uzun ünlülerin yazımıyla ilgili bir kaç örnek verebilirmisiniz

Adsız dedi ki...

Çalışmalarınız için binlerce kez teşekkürler. Bir süredir sizi takip ediyorum, sayenizde artık okuyup yazabiliyorum.

Köktürk abecesinin yenileştirilmesi konusunda şu şekilde düşünüyorum; eğer bu abece sürekli kullanılmış olsaydı, zaman içinde değişecekti. Örneğin atalarımız A ve E sesleri için aynı tamgayı kullanmışlar ancak bu abc kullanılagelseydi büyük ihtimal ile bu sesleri ayırmak ihtiyacı doğacaktı. Evet ses uyumu sayesinde iki sesi aynı tamga olsa bile ayırt edebiliyoruz ancak kullanacağımız kelime ses uyumuna uymuyorsa ne yapacağız?

İlimin, sanatın dili-dini-ırkı olmaz, dünya malıdır diyerek Köktürk abecesi ile yabancı dildeki bir kitabı Türkçe'ye çevirmeye çalışalım. Ses uyumuna uymayan pek çok kelime olacaktır. Ve her kelimeyi okurken zorlanacağız. Bu noktada eğer bu abece ile dünya mirasından faydalanacaksak, çeviriler yapacaksak, ses uyumuna uymayan kelimeleri de yazabilmeli, okuyabilmeliyiz. Bu bakımdan en azından A ve E tamgalarının iki farklı tamga olması gerektiğini düşünüyorum. iyi çalışmalar, saygılar.

Adsız dedi ki...

güzel düşünmüşsünüz de bazı işaretlerin yapımı çok zorlu olur. özellikler sesli haflerde bence orjinallerinin uygun yerlerine tek bir nokta koyarak da bu sorun çözülebilir... ancak diğer durumda bu harflere alışanlar göktürkçeyi okuyamazlar