Dili bozan halk mıdır?

Sanki Türkçe'niñ yozlaşmasına halk neden oluyormuş gibi, halka bir baskı uygulanıyor.
Yok aman Türkçe yozlaştı, yok dil elden gidiyor, halk özenti olduğu için dili kirletti, halk konuşmasıñı bilmiyor, halk böyle halk şöyle cart curt....

Bu kendi yedikleri haltları birilerine ödetmedir. Toplumun, bugünkü dil bozunmasında neredeyse hiçbir etkisi yoktur. Tam tersi dili koruyan halktır, hor görülen halk.

Peki bunca bozunmaya neden olan kim? Yanıtı kolay; ulusal düşüncelerden çavsız bilimkişileri, yerel değerlerden eksik kalmış aydın takımı ulayı kuşum aydıncıklar... Kısaca demek istediğim, toplumdan kopuk kişilerdir.

Selçuklu dönemini anımsayın, kamusal (resmi) dil Farsça idi. Toplumu oluşturanlar Türk ama yazı yazmak istediklerinde Farsça kullanmak durumundaydılar.

Osmanlı dönemini anımsayın, kamusal dil, Arapça-Farsça-Türkçe kırması olan Osmanlıca idi. Selçukludan daha kötü bir durumdu. Çünkü Selçuklularda Türkçe bir kıyıda durur, Farsça ile fazla içli dışlı olmazdı (hiç olmadı demiyorum) ançıp Osmanlıcada çorbaya atılan tuz gibi eridi. Neyse ki bu dil saray dışına taşmadı, toplum bunu benimsemedi, dilini sonuna değin kullanıp günümüze dek taşıdı.

Dil devrimi dediğimiz olay özünde yañlış añlaşılıyor. Saray dilinin yerine, toplumun dilini getirilmiştir. Osmanlıca yalnızca kâğıt üzerinde vardı, toplum yiñe kendi arasında Türkçe konuşuyordu.

Atatürk toplum dilini , yazı diline çevirdi. Kimilerine göre "Okugu'nuñ (Kuranı Kerim) daha zor öğrenilmesi" içindi, kimilerine göre "batıya özenti", kimilerine göre de "toplumu, kaynağından koparmaktı"...
Şimdi bile sitem eden gençler var, "atalarımızın yazdığı betinleri okuyamıyoruz." Bire ey kardeşim, ona kalsa yazısını okuyamadığın ataların (osmanlılar) yüzünden ben de büyük büyük atalarımın yazdıklarını (orkun/yenisey yazıtları, kurgandaki betini) okuyamıyorum.

Toplum, dili hiç mi kirletmedi? Olmaz olur mu hiç, bu kaçınılmaz zaten. İçimizde yaşayan başıboşlar, züppeler de bizden sayıldığından onların getirdikleri zararları da taplamamız gerekiyor. Ancak bu geçici özentidir, hevestir; kimileri kalıcıdır. Bu yüzden bu tür sözcükler çok yaşamaz, dile pek etki etmezler. Edenleri toplasan 20-30 sözcük ya var ya da yok.

Buna karşın, bilimkişileriniñ "bilim dili" diye, yazıncıların "Türkçeleşmiştir" diyerek dile kattığı binlerce sözcüğü düşünürsek toplum sütten çıkmış ak kaşık gibi arınıktır.

Türkçe kampanyalarınıñ hedefi toplum değil, topluma yön verenler olmalıdır.

Bu yüzden özellikle öz Türkçe sözcüklerin zorla kullanılmasını istemek, yanımızdakilere bu yönde baskı yapmak yañlıştır. Hem buna hakkımız da yok.

Türkçe'niñ kurtuluşu bilinçli büyüklerimizin yapıtları (eserleri) ile olacaktır.

Bundan ötürüdür ki, yapmaya çalıştığımız şudur; bilinçli büyükler yetiştirmek, elimizde vâr olan büyükleri bilinçlendirmek.

1 yorum:

Nezihe Tansuğ dedi ki...

Dil konusunda ilk defa akıllı bir açıklamayla karşılaştım. Bunu ben yıllardır söylüyorum. "Öz Türkçe" diye bir şey uydurulmuş Öz Türkçe'nin ne olduğunu söyleyenler de bilmiyor. böyle salakça bir şey olabilir mi? Öz Türkçe yok; Türkçe var!