Evrensel Dil Türkçe Yalanı

Geçenlerde bir eleştiri aldım; Türkçe evresensel dil déğildir. Bu sözünüz koca bir yalandır. Yérdinciñ eñ çok konuşulan 5. dili sayılması yâñlıştır. Türkiye Türkü, bırakın Kazak Türkünü, Azerbaycan Türkünü bile añlamamaktadır. Türkçe, 63 milyonuñ ana dili olarak konuştuğu bir dildir. Bırakıñ artık bu deli saçmalıklarını...

Arkadaşıñ haklılık payı olduğu gibi yañılgısı da bulunmaktadır. Dédiği gibi ülkeler arası añlaşmasızlık azımsanmayacak denli büyüktür. Ancak bilmemiz gerek; iller arası ağız ayrımlarında bile añlaşma oranı düşmektedir. Bu yalnızca Türkçede déğil, tüm dillerde olan bir durumdur. Bundan ötrü ağızları ayrı bir dil olarak déğil de bir bütün olarak götürüyoruz; adını da Türkçe koyuyoruz.

Gerçekten evrensel bir dil midir? diye düşünüp, Türkçeyi yérdinçte 5. sıraya koyduğum günlerde kalkıp İran'a gittim. Kendimi Türkçeden başka bir dil ile añlatamadığım o günlerde kesin kararımı vérdim. İran'ıñ ülke kurumlarında bile benimle kendi ağızları ile Türkçe konuşan, kendine Türk diyen onca kişiyi gördükten soñra bu kararımı değiştirmem olanaksız gibi duruyor. Ardından Azerbaycan'a géçtim. Önüñden géçtiğim mağazalar Serdar Ortaç çalıyor, duraktakı taksiler İbrahim Tatlıses diñliyordu. Başımı kaldırıp tanıtımlıklara bakıyorum Türkçe yazılar var; tek ayrımı kimi /e/ damgalarınıñ ters olarak /ə/ yazılmasıydı. Bu ters e'ler de olmasa Bakü'de olduğumu anımsamayacağım. E şimdi, birbirinden bağımsız 3 ülkede, tek bir dil ile cirit atabiliyorsam, bu dil evrensel déğil midir?

Günlerden bir gün; TRT Avaz'ı açmıştım. Türkmence bir izlence vârdı. İlk başlarda añlamıyordum. Ancak ilginç geldiği için izlemeyi sürdürdüm. 10 dakika soñra kimi sözcükleri séçmeye başladım. Çünkü ses tonlarına kulağım alıştı. Yarım saat soñra ise izlenceyi büsbütün añlamaya başladım, sonuna déğin izledim. Güzel bir deneyim olmuştu. Añlamadığım sözcükler oluyordu ançıp tümce içinde olduğundan söylenmek isteneni añlayabiliyordum eñ azından...

Bu olayıñ ardından şuna karar vérdim; tüm toplumlarıñ kendine özgü ses tonu vâr. Dil öğrenmedeki ilk aşama, ses tonuna alışılmasıdır. Öyle ise dédim; bunu sınayıp, kanıtlamalıyım. Yine TRT Avaz'ı açtım, başka kaynağım yoktu. Kazakça bir vériliş çıktı; ТАРİХДЕ БУГİН (Tarihde Bugin/Bugün). İzlemeye koyuldum ancak konuşmalardan birneñ añlamıyordum. 30-40 saniyelik tümceleriñ içinden çok vurgulu söylediği birkaç sözü séçebiliyordum. Umudu kesmiş bir biçimde, üstelik añlamadan, bön bön bakmayı sürdürdüm. Neredeyse 10 dakika olmuştu. Ancak içimde bir umut ışığı doğdu; ayırt édebildiğim sözcükleriñ sayısı artıyordu. Ooo dédim, hadi bakalım. Vérilişiñ soñlarında vérdiği tümceniñ ise 3-4 sözcüğü dışıñda tümü añladım, neden söz éttiğiniñ ayrımına vârdım. Bu benim Kazakça diñlediğim üçüncü vérilişti. İlk ikisinde 2-3 dakika bakıp, birneñ añlamadığım için ark déğiştirmiştim. Oysa şimdi, Kazak Türkçesini añlayabiliyorum diyebilirim.

Soñuç olarak XX. yüzyılda bir olan Türk dilleri Ruslarıñ oynadığı olağanüstü Ali Céngiz oyunları ile ayrı birer dil durumuna girdi. Böyle olunca da siz-biz kavramları araya düştü. Toplumlar ayrıştı, her toplumuñ kendine özgü ses tonu oluştu. Bugün için TRT Avaz, bu sesleri tek avaz yapmak adına güzel çalışmalar sunuyor bizlere. Dileğim, buna benzer eylemleriñ artmasından yanadır. AB gibi birlik olup da sınırlar kalktığında, gidip gelmeler artacak, añlaşamamazlık eriyecektir. Gerçek añlamda evrensel bir dil olacaktır.

4 yorum:

Aliekber dedi ki...

Selam arkadaşım
Bu ılt'da sana katılıyorum
Orta asya türkçesini biz ancak aralarında bir iki ay kaldıktan sonra iyice anlaya biliriz
anlamadığımız kelimeleri ise cümle içinde diğer kelimeler anlamlandırır ve aslında böyle daha iyidir bir bebek gibi öğrenmek

Anonim dedi ki...

o yazan kişi bendin hâlâ aynı efkârı dillendiriyorsunuz.Bîçarece.Bir kere bu uyduruk dilciliği bir tarafa atınız.O kadar gülünç ki saydığınız şeyler.Yok betik yok yir, koşuk.Dil değişkendir ya Hû ? -Betik- Çince'de -fırça kalemiyle boyamak, boyalı yazmak- anlamına gelen kelimenin Türçe'ye girmiş biçimidir.Türkçe değildir.Demek ki Orta Asya'daki ecdâd kendilerind eolmayan şeyleri alırken orijinallerini koruyup bun uyapmışlar.Yazmay ıbilmiyorlarmış.Zaten Göktürk yazıtlarının bir yüzü Çincedir hatırlatalım.Dolayısıyla halkın 1,100 senedir kullandığı kitap kelimesiyle uğraşacak kadar küçülmeyin.Ayrıca Orta Asya Türkçesi gibi absürt ve bilimdışı ajitasyonlardan vazgeçin.Kırgızca, Özbekçe müstakil bir dildir.Türkçenin lehçesi, şivesi DEĞİLDİR.Sadece Türkî dildir.Bir Alman'ın İsveç Almancası ya da İngiliz Almancası diye salakça şeyler savunduğunu gördünüz mü hiç ? Oysa onlar da Cermenik dildir.Ya da İngilizce için Almanca'nın lehçesidir diyen bir milliyetçi Alman ? KENDİNİZİ BİRAZ AŞIN.

Gökbey Uluç dedi ki...

Betik sözcüğünüñ Çince pi-ti “yazı kalemi”nden geldiği söylenir. Oysa pi-ti isimdir, yabancı bir dilden isim alınıp, fiil olarak kullanılamaz, bunun bir tek örneği bile, ne Türkçe’de, ne de bir başka dilde yoktur.

Türkçe’de béti- “yazmak” añlamına gelir ve fiildir. Buradakı “kapalı e” /é/ sesini, hâtâ ile /i/ okuyup yazanlar var. Bu kişilere göre biti- “yazmak” demek ve bu fiil Çince pi-ti adından geliyor!?


Bu konuda daha geñiş bilgi için:
http://turkcesivarken.com/yazismalik/index.php?topic=2749.0

Özbekçe, Kazakça Türkçe kökenli DİLLERDİR. Ayrı dil olmasalardı adları da ayrı olmazdı. Özbekçe yérine Türkçe diyelim démiyorum. Désem bu şuna benzer; "Hakan özünde Yaşar'dır. Bundan soñra Yaşar yérine Hakan diyelim."

Bugün Türk soylu uluslarıñ arasında Oğuzlar %70i oluşturuyor. Bunuñ içinde de İstanbul Türkçesi önplanda duruyor. Bu yüzyıl içerisinde tüm Türkleriñ ortak dili İstanbul Türkçesi olacak. Bunuñ üzerine de bir yazım vardı, boş olunca bakarsıñız bir ara...
http://kokturukce.blogspot.com/2010/05/ortak-turk-dili-icin-neler-yaplabilir.html

Tüm bunları ise kendimi aştığım için düşünüp yazdım. Siziñ gibi sağlam eleştirmenleriñ sürekli olması dileğiyle... Esen kalıñız Adsız kardeşim.

Dursun Akaslan dedi ki...

Bana da kalırsa Türk bodunları arasında bir dil birliği olması yakın. Lakin tartışmalar da sona ermiyecek. Eğer Türkiyenin ünlü yazarlarından biri kalkıp bir tartışma programında şu cümleyi söyleyebiliyorsa "Bu işin backgrounduna bakmalıyız..." bazı kimseler buna dur diyecektir. Türkçe şüphesiz mana bakımından zengin bir dildir. Yürek ister ki aynı zenginlik kelimede de olsun. Yabancı kavramların olduğu gibi dilimize girmesinin, bir kavram için birçok kelimenin var olmasının ve aynı cümleden farklı anlamlar çıkarılmasının önüne geçilmeli. Gelecek nesillerde öğrencilerin meşguliyetinin önüne geçilmelidir. Göktürk harflerinin kullanılması yadırganacak bir durum değil çünkü bize ait. Yadırganacak durum bize ait olmayan Arap ve Latin alfabesinden vazgecilmesini imkansizlik olarak görmektir. Türkçeye yapılacak en büyük iyilik günümüzde yaşana bilgi ve iletişim teknolojileri olsun, elektrik ve elektrınik teknolojileri olsun, tüm ilgili bilimlerdeki gelişmelerle ilgili yenilikleri Türkçeye standard bir çeviri kullanarak çevirmektir. Bügün constructivism kelimesinin Türkçede ki karşılıklarının sayısını biliyor musunuz? Öğrenme teorilerine giriş yapan bir öğrenci için oluşturmacılık, davranışcılık ve yapısalcılık teorileri farklı teorilerdir. Bilenler için sorun yok zaten sorun öğrenmek isteyenlerin yaşayacağı sorunlarla ilgilidir. Bügün İngilizce biliyorsanız aramak istediğiniz bir konu ile ilgili arama motorlarına yazacağınız kelimeleri daha doğrusu nasıl yazacağınızı büyük ihtimal bilirsiniz. Fakat Türkçe kullanarak bir araştırma yaptığınız da zorlanırsınız. Çünkü bir kavramı ifade edebilmek için bin türlü yolu vardır. Bügün Göktürk alfabesine geçsek bile göktürk alfabesinde olmayan harfler sorun teşkil edecektir.

Kısaca söylemek isterim ki bu milletin medeniyet seviyesinin en üstüne çıkabilmesi için yapması gereken en önemli şey iletişimin nasıl en iyi şekilde sağlanabileceği konusudur. Bunun da yolları az çok bellidir bu sayfada.