Kim Kime Uyarlanacak ?

Ortak dil için genelde İstanbul ağzının konuşulması öneriliyor. Nedir ? tümüyle dayatmadır. Üstelik en bozulmuş Türk ağzı, İstanbul Türkçesidir. Bu yüzden de bir türlü tutmuyor; göle atılan maya gibi...
Bir Kazak, "Neden yeñi bir dil öğrenmek zorundayım ?" diyebilir. Bir Kırgız, "Neden ortak dil olarak benim lehçem alınmadı" diye karşı çıkabilir. Sonuçta bu tutumlarında olağan dışı bir durum yok.

Bunlar bir yana, bizim birde abece sorunumuz var ki, dillere söylence olacak durumda...
Elin abecesiyle (Latin) ortak dil oluşturmaya çalışanları anlamak çok zor. Biz (250 milyon Türk ve geçmiştekiler), bizi simgeleyen, görüldüğünde adımızın añılacağı birkaç tamga türetemeyecek kadar aciz durumda mıyız?

Ortak dil kurmak adına bağımsız olan Asyalı soydaşlarımız, Kiril tamgalarını bir kıyıya bırakıp Lâtin abecesine geçtiler.

Geçmez olaydılar ! Bu fırsatı ne yazık ki iyi değerlendiremediler. Lâtine geçenlerden özellikle Özbeklere çok kızıyorum.

uchunchu, chichekchi, shishe bu sözcükleri okuyabildiniz mi ? Bunlar güyâ ortak dil oluşturmak isteyen Özbek dangalaklarının yaptığı yeni yazı dilinden...

uchuncu > üçüncü
chichekchi > çiçekçi
shishe > şişe


Öz Türkçe sözlerimiz bile okunmaz durumda...
Azeriler de başlarına buyruk davrandılar. Ortak abece için önerilen ä yerine ə tamgasını kullandılar. Ancak yiñe de en uygunu Azerilere ait.

Türkmenlerde sütten çıkmış ak kaşık değiller...
Ykdysadyýet işte size Türkmence bir sözcük. TT'deki karşılığı; iktisâdiyet.
I tamgası yerine y,
y tamgası yerine de ý tamgası kullanılmış.

Bu gibi örnekleri çoğaltabiliriz ancak görülen şu ki, tümüyle elimize yüzümüze bulaştırdığımız bir iş...

Ortak dil üzerine uzun süredir düşünüyordum. Sonunda bir karara varmıştım; abece olarak Orkun, konuşma dili olarak ise günümüzde konuşulan Türk lehçelerinin karması (her lehçeden bir özellik alınarak) yapılacaktı. Böylece kimseye dayatma yapmış olmayacaktı.

Bunun için çalışmalara koyuldum. Orkun yazıtlarındaki eksik tamgaları türetmeye, yeni yazı dilinin özellikleri oluşturmaya başladım. Günümüzde sonradan türeyen sesler vardı; bunların öz nedeni, öteki yad dillerin yüzünden olmuştu. Bu yeñi sesler için, kurallara bağlı tamga türetimlerim bitmiş, yeñi dili oluşturmuştum.

Sayneñ yolunda gidiyordu. Ancak yanlış yolda olduğumun ayrımına vardım. Bu yeñi dil, yapay konumundaydı ulayı bunun geleceği kuşkuluydu...

Vardığım sonuç şudur; ortak Türk dili, atalarımızın dilidir, Köktürükçe'dir. Buna ne Kırgız ne Özbek ne de Çuvaş karşı çıkabilir. Eğer ata diline karşı duruyorsa, kanından kuşkulanırım.

Lâtin tabanlı ortak Türk abecesi, günümüzde tümüyle bir düş durumundadır.
Say diyeleğin (her lehçeniñ) kendine özgü sesleri var. Özbeklerde "geñizcil n" sesi var ama İstanbul ağzında yok, Azerilerde "hırıltılı h" var ama bir başka diyelekte yok; örnekleri çoğaltmak olasıdır.

Varsayılım ki bu sorunları aştık ancak daha büyük sorun var. Neredeyse her Türk budunu Lâtine geçti ama yiñe birbirini añlamıyor. Biri "ə" yazıyor öteki "ä", biri "ş" yazıyor öteki "sh"... Bu böyle sürüp gidiyor. Saybirey kafasına göre abece düzenledi... Yanılmıyorsam Kazaklarda Lâtin tabanlı abeceye geçmişler, hañı us asısıysa (akıl kârıysa)...
Erekleri (amaçları) ortak abece ise, yanılmışlar; yok eğer İngilizceyi kolay öğrenmek ise diyeceğim yok, doğru yoldalar.

Kimi arkadaşlar söylüyorlar; "yapılan tamga yanlışlarından dönerler." Bu çok uçuk bir düşünce... Bir tamganıñ değişmesi bu denli kolay değildir. Onca yazılı ürün, belge, kayıtlar bir anda bu değişimi kaldırmaz. Uzun yıllar geçti, kamu böyle öğrendi, yapıtlar böyle yazıldı... Kuşkum yok, kimse değişmeye yanaşmaz.

Eğri oturup, doğru konuşalım; Lâtin kökenli ortak abece işini elimize yüzümüze bulaştırdık. Bu oğurdan soñra da düzelmez. Artık Lâtin tabanlı abece, düşten öteye gitmez.

Peki çıkar yolumuz yok mudur?
Vardır elbet, tek yolumuz kaldı önen (zaten)...

Tüm Türk yurtlarında, kullandıkları dil ilen abece olduğu gibi kalır, saybirey kendi diyeleğini (lehçesiñi) kullanır. Ama bunuñ yanında, tıpkı yad dilmiş gibi bir de "Kök Törükçe" öğretilir. Ortak uzberi (tv) yayınları, dergi, sava (gazete) gibi basın yayın kuruluşları da buna arka çıkar (destekler). Birbiri ile konuşmak isteyenler ortak dilini kullanır, aralarında konuşmak istediğinde kendi diyeleği ile konuşur. Kök Törükçe, kamumuzuñ ata dili olduğundan kimse karşı çıkamaz. Çıkan olursa, vardır kanıñda bir bozukluk; bunları dikkate almayız.

Bunları birileriniñ yapmasını beklemeyeceğiz, kimseden yapmasını da istemiyoruz önen. Gün gelecek biz yapacağız. Tañrı yolumuzu açık etsin.

Türkçe yaklaşık 1200 yıldır gelişimi durmuş bir dildir. Osmanlı döneminde ise öldü ölecek konumdaydı. Öyle ki, bu dili konuşanlara "kaba-saba" deniyordu. Neyse ki, Dil Devrimi ile yeñiden yaşama döndü. Bizim kuşağımızda ise ayağa kalkacak, kendisini horlayanlara yanıtını verecektir.

Şimdi tek yapmamız gereken, Köktürükçe'nin söz varlığını artırmak olacaktır. Abecemiz de Köktürük abecesidir. Yakın bir gelecekte, bu çalışmalarımı buradan paylaşırım.

3 yorum:

Nezihe Tansuğ dedi ki...

Yazınızda Öz Türkçe diye bir kelime (kavram)geçiyor bence "Öz Türkçe" diye bir şey yok. "Türkçe" var.

Gökbey Uluç dedi ki...

"Türkçe" derken, günümüzde konuşulan, içinde yabancısıyla, özüyle her sözcüğün barındığı dil söylenmek istenir.

Öz Türkçe ise, için yad dilden bir tek sözcük olmayan bir kavramı belirtmek içindir.

Akçe dedi ki...

Düşüncenizi yanlış buluyorum.
Tüm Türkler tek bir Türkçe söyleşsin denilirse, buna karşı haklısınız.
Birak(ama), ortak ve geçmişten gelen sözcükler dururken "uydurukça" sözler kullanmanın anlamı yoktur. Böyle yaparsanız ortaya yapay bir dil çıkar asıl. Çünkü kullandığınız sözler yapay sözler olur.

Türetmelerden olabildiğince uzak kalınmalı, ortak sözler işletilmelidir. Birak bunu yaparken de herkes kendi dilini söyleşmelidir.