29 Ağustos 2020’deki “23. Türkbilim Sanaltayı“ndaki Türk Sayıları üzerine Gökbey Uluç‘un yaptığı sunum ve soñrasındaki tartışmaları içeren görüntüdür.
eski Türkçe sayılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eski Türkçe sayılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Sayıları
Güncelleme: 21.10.2011
Eski Türkçedeki sayılarımız,
günümüzden pek bir ayrımı olmaksızın özdeştiler.
Bir, éki, üç, tört, biş, altı, yiti, sekiz, tokuz, on, yigermi, otız, kırk, élig, altmış, yitmiş, sekiz on (seksen), tokuz on (toksan), yüz, min, tümen (10.000).
Bir, éki, üç, tört, biş, altı, yiti, sekiz, tokuz, on, yigermi, otız, kırk, élig, altmış, yitmiş, sekiz on (seksen), tokuz on (toksan), yüz, min, tümen (10.000).
Basamaklı sayılarıñ kullanımda
biraz değişiklik vardı. Örneğin 19 sayısını bugün için 10 +
9 mantığıyla dile getirilirken, eskiden onluk basamak adı soñda
söyleniyordu. Üstelik, sayınıñ üzerinde bulunan onluk déğil,
kendinden soñra gelecek onluk kullanılıyordu. Bu durumda 19 démek
için önce 9, soñra 20 déniyordu. Böylece, 20'den önceki 9
sayısı belirtiliyordu.
19 : tokuz yigerme (dokuz yirmi).
56 : altı altmış
88 : sekiz tokuzon (sekiz doksan)
56 : altı altmış
88 : sekiz tokuzon (sekiz doksan)
***
Öğbilimde bir dönem bir büyük bir sorun olarak duran sıfır konusu, büyük olasılık bizde pek önemsenmiyordu. Sayıları çerisel alan ile koyun, keçi saymak dışında pek kullanmadıkları, günümüze sayıları simgeleyen herhangi bir damga bırakmayışlarından kolaylıkla añlaşılıyor.
Çerilik, Türk toplum yapısına
öylesine işlemiştir ki, bu değme küçük ayrıntıda göze
çarpar. Tümen sayısı
bunuñ için güzel örneklerden biri olarak önümüzde durur. 10000
sayısınıñ değeridir. Bizden başka kimsede bulunmayan özel sayı
birimidir. Şuan için 10 tane 1000 mantığıyla onbin
diyorsak, eskiden kamusal olarak yalñızca tümen ile
yétiniyorduk. Günümüzde tümen sözcüğü yine kullanımda ise
de, bu yalñızca çerilikte 10000'lik çeri birimleriniñ
adlandırılmasında bulunur.
Buna karşın sıfır için bir
karşılık yoktu. Hintlileriñ türettiği, adına sunya
dédikleri kavramı Araplar sifr olarak dillerine aldılar.
Biz de bunu sıfır olarak dilimize uyarladık. Sıfır, boş
démektir. Türkçe karşılık olarak doğrudan boş
dénebilirse de, tutunabilirliğiñ düşük oluşundan, pek uygun
görmüyorum. Bu yüzden; koful, kova, kovan, kovuk gibi
sözleriñ de kökeni olan, içi boş añlamına gelen kof
sözcüğünü sıfıra karşılık olarak öneriyorum.
***
Ne yazık ki, sayıları simgeleyen damgalara denk gelinememiştir. İleride yapılacak kazılarda bulunabilir belki, ancak bunu bir eksiklik olarak görüyorum. Öyle ki, kalkıp atalarıma yakınıyorum da! Bizden soñra gelecek kuşaklarıñ da bu yakınmada bulunmaması adına, kendi sayılarımızı türetmeyi salık vériyorum. Soñuçta biz de, 200-300 yıl soñra birileriniñ ataları olacağız. Bu çalışmalarımız da gérçek añlamda tarihî yapılar olacak.
Bütün çalışmalarıñ bir
başlangıcı vardır. Orkun yazıtlarında kullanılan damgalar da
gökten zembille düşmedi ya! Siziñ benim gibi kişilerce
türetildi, oluşturuldu. Bundan ötrü, çekimser kalmamakla
birlikte, aşağıda kendi çalışmamı da öne sürmekteyim.
Şimdilik büsbütün bir sayı
değişimi yapılmasa da, Romen sayıları gibi yalñızca yazınsal
ürünlerde yér édinip, eksikliğimizi giderebilir.
Bu konudan arkadaşlarıma söz
éttiğimde, yanlış yoldasın déyip, şöyle sürdürdüler;
Diyelim ki,
seniñ önerileriñ ile yéñi türettiğimiz sayıları kullanıma
géçtik. Ya ileride bir gün bir kazı soñucu, eski Türkleriñ
kullandığı sayı damgaları bulunursa?
Varsayalım, XXI.
yüzyılda kullanıma géçtik. XXIII. yüzyılda Orta Asyada yapılan
bir kazıda, eski Türklere özgü bir belge bulundu, artı burada
sayılar da gösterilmiş. Belgeniñ 3. yüzyıldan kalma olduğu
bilimsel olarak saptanmış olsun. Öyle ise, genç kuşaklara
öğretilirken bétiklere şöyle yazacaklardır;
Atalarımızıñ
III. yüzyılda kullandığı sayılar savaşlar, iletişim kopukluğu
gibi türlü étkenlerden dolayı yitip giden belgeler yüzünden
unutulmuşlardır. İlerleyen yüzyıllarda ise, Hint kökenli, Arap
uyarlaması sayılara géçmişler, XX. yüzyıl başlarında ise
yine Hint kökenli Lâtin uyarlamalı sayılara géçilmiştir. Ancak
XXI. yüzyılda yéñiden kendi sayılarını türeten atalarımız,
bugüne değin kullanagelmişlerdir. Böylelikle Türkleriñ iki ayrı
sayı düzeneği vardır.
***
Türetimde izlediğim yol, sesleri karşılayan damgalarıñ türetilme mantığıyla bir yapıda olup, aralarında sıkı bir ilişki vardır dénilebilir.
İlk béş damganıñ türetiminde toplum arasındaki söylenceden yola çıkılmıştır. Bir, serçe parmaktır. Tek çubukla simgelenir. İki, yüzük parmağıdır. Bir'iñ eki'dir. Eski Türkçede eki diye géçer. Üç, orta parmaktır. Eñ uç kesimdir. Damgada bunu simgelemesine özen gösterdim. Dört, im parmağıdır. Dürtmek içindir. Dürten parmağı simgeleyen bir damga oluşturdum. Béş, baş parmaktır. Eliñ başıdır. Betimlenmesine de bu yönde ilgi gösterdim.
Kof sayısını içi
boş bir kova ile karşılamayı yéğlerken; altı, yédi,
sekiz, dokuz damgalarını ise uydurdum. Önadım olmasını
diledim. Güzel bir kökenleme ile türetene ne mutlu!
İlk béş sayınıñ türetilişiniñ görselleştirilmiş biçimleri:
İlk béş sayınıñ türetilişiniñ görselleştirilmiş biçimleri:
Ekleme (01.10.2014)
Türetimlerimi 2008'de yapmıştım, bugün için 6 yıllık bir sayı düzeneğimiz bulunmakta diyebiliriz. Bir yérden başlamak gerekiyordu. Artık belli bir kesimde benimsenmesi, işlekleştiriliyor olması da güzel.
Aşağıda Türk sayılarıyla Nail Kuru tarafından tasarlanmış bir güngeniñ görüntüsünü görmektesiniz.
Ekleme (05.09.2016)
Aradan iki yıl géçtikten soñra bir başka üretici olan Ahmet Aytaç da aşağıdaki güngeni tasarlamış.
Sakaryaspor taraftarlarınıñ anıkladığı bir çalışma.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








